HAYAL KIRIKLIKLARI - #2 PRISM

İşte bu son albümüyle, bir sanatçı olarak Katy’ye olan saygımı kaybettim.

image

Roar’la başladı her şey, albümün ilk single’ı. Hayal kırıklığının ana nedeni elbette ki single tanıtımındaki karanlık Katy’nin, Roar’la birlikte yerini Teeanage döneminden yola devam eden Katy’ye bırakması ve büyük değişim rüzgarlarının eseceğini düşündürürken bizi ters köşeye yatırmasıydı. Katy’nin büyük çıkış yakaladığı Teenage Dream döneminden sonra kendini öyle ya da böyle, bir şekilde tekrar etmemesini tüm kalbimle dilemiştim. Ne var ki TD albümünün bir üst seviyesiyle karşı karşıya kaldık.

Prism genel anlamda bilgisayar numaraları, dev bir prodüktör-şarkı sözü yazarı ordusuyla şişirilmiş bir albüm. Endüstriyellik ve yapaylık kokuyor. Sanki Katy bir sabah uyanmış ve Prism’i koymuşlar önüne bu senin yeni albümün diye. Keşke Katy bütün ipleri elinde tutsaymış ve daha samimi bir albümle karşımıza çıksaymış. Yeteneğini gösterebildiği bir albümle. Bu söz konusu yapay doku albümün bir çok şarkısından tutun, kliplerine kadar baş gösteriyor. (Roar ve Dark Horse’dan bahsediyorum.)

image

Hal böyle olunca  doğal varlıklar olarak, biz insanoğlu bu kadar yapaylığa alerjik tepki veriyoruz.

Bu tür piyasa albümleri müziğin geleceği hakkında beni endişe duyar hale getiriyor.Artık insanların müzik yapabilmeleri için artlarında yüz kişi mi çalışmalı? Bireysellik ve yetenekler nereye kayboluyor? Peki sanatçı iç dünyasını tam manasıyla nasıl yansıtabilecek tüm bu kalabalık ve gürültü arasında? Sanırım cevabı bundan yirmi yıl sonra öğrenebileceğiz ancak. Ana pop akımı çok hızlı şekil değiştiriyor ve bazı formları korkutucu olabiliyor gerçekten.

Gel gelelim albümün ikinci teklisi, Unconditionally’ye. Gerek klibiyle, gerek şarkının kendisiyle daha samimi bir Katy vardı karşımızda.

image

Ne yazık ki bu tekli Katy’ye yüksek liste başarıları getirmedi. Anlaşılan insanların yapaylığa ve şişirilmişliğe daha çok itimadı vardı.

Unconditionally teknik bakımdan üzerinde biraz daha çalışılması gereken bir parçaydı belki de ama insanlara Katy’yi sevmelerindeki asıl nedeni gözler önüne getirmekte oldukça başarılı bir şarkıydı bana göre.

Ardından Dark Horse geldi. Yine yapaylıktan ölürken bulduk kendimizi. İlk izlenim doğrultusunda zihnimizde karanlık bir ormanda at koşan, güçlü kadın figürü rolünde bir Katy canlandı. Ancak o da ne,

image

Katy, Kleopatra rolünde (evet güçlü bir kadın figürü) karşımızdaydı ve Antik Mısır’a rapçileri, striptizcileri ve sneakerları dahil ederek dejenere bir tablo çıkarmıştı karşımıza. Bu kelimeyi belki de yüzüncü kullanışım bu yazıda belki ama…yapaylık yine samimiyetsizliği doğuruyordu. Katy bu endüstriyelliğin ötesinde ve yetenekli biri hiç şüphesiz ancak neden bu yolda yürüdüğüne anlam veremiyorum. Canlı performanslarının çok kötü olduğu herkesçe biliniyor. Çok kötü çünkü şarkılara o kadar çok el değiyor ki, tüm o bilgisayar numaralarıyla canlı söylenemez hale geliyorlar.

Sonrasındaysa Birthday’le çıktı karşımıza.

image

Klasik bir Katy şarkısıydı ve bu bağlamda kötü bir tekli seçimiydi.Nitekim, listelerde de diğer Katy şarkıları kadar başarılı olamadı. Yakılan mavi peruk küllere dönüşmüştü belki de ama Katy içten içe hala takıyordu onu. Peki bu kötü bir şey mi? Katy’yi çocuksu neşesiyle seviyoruz şüphesiz. Ancak değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bir dünyada kendini tekrar, sanatçı için ölümcül bir hamle ve Katy’nin harakirisi bizim için de Prism de için bir hayal kırıklığı niteliğinde.

Albüme notum 6/10

HAYAL KIRIKLIKLARI - #1 ARTPOP

     image

  Bu yazıyı okuyan canavarlar arasında eminim ki “Hayal kırıklığı?” diyenleriniz vardır. Bir canavarın öfkesini üzerime çekmek isteyeceğim en son şey, o yüzden başlığa hemen açıklık getiriyorum…

  Biliyorsunuz ki bir Born This Way döneminden geçerek geldik şu zamana. Gaga ruhunu, yüreğinden kopararak yazdığı şarkı sözlerini, zekasını harmanlayıp meydana getirdi Born This Way’i. Canavarlarına yazdığı bir şiir niteliğindeydi.

   Born This Way’in ilk canlı performansı, Grammylerde yumurtanın içinden doğuşu ağzımızı açık bırakırken biz canavarların gözlerini de yaşla doldurmuştu. (Mutluluk gözyaşı) Gaga hiç olmadığı kadar güçlü, kendinden emin ve ne yaptığını çok iyi bilen biriydi. Sahnedeki duruşu, çıkış teklisini dünyaya haykırışı takdire şayan ve bir o kadar da etkileyiciydi. BTW döneminin diğer teklileri şüphesiz biz canavarları oldukça tatmin etti. The Edge Of Glory Gaga’nın ruhunun aynası gibiydi, Judas Gaga’nın söz yazarlığındaki zekasını ve görsellikteki yeteneğini açığa çıkardığı bir gövde gösterisiydi. You&I bize Gaga’nın farklı yönlerini keşfettiriyordu ve son tekli Marry the Night kısa film formatındaki klibiyle albümdeki favori teklimdi. Her ne kadar da dünya biz canavarlara verilen bu kocaman hediyeye, BTW teklilerine, seyirci kalsa da (evet, giderek düşen satış rakamlarından bahsediyorum) BTW dünya üzerinden her ülkeden, her ırktan büyüme sancıları çeken, her türlü zorbalığa maruz bırakılan insanlara güç aşıladı. İlham verdi. Bir çok insanın hayatını kökünden değiştirdi.

   İşte böyle bir dönemden sonra elbetteki Gaga kendini tekrar etmeyecekti bu yolda ve şüphesiz sanatında yeni bir yola girdi: ARTPOP  image

image

   Peki ARTPOP’ı mükemmel yapmayan şeyler nelerdi? Şarkıların insanı ayağa kaldıracak güçte ilham dolu olmaması tabiki bir eksikti. Gaga’nın birçok şarkıda sesini geri planda bırakması ve “Öyle bir sese sahipken tam manasıyla kullanmamaktaki ısrarın nedendir be kadın!” dedirtmesi dinleyiciyi en çok kahreden şeydi. Ve en önemlisi Gaga’nın Fame dönemindeki birçok şarkısı gibi tekrar, insanların kendileriyle özdeşleştiremediği şarkı sözleri dinleyicide BTW dönemini mumla aratıyordu. Ama belki de hayal kırıklığının en büyük nedeni Gaga’nın bizi her koşulda mükemmelliğe alıştırmasıydı. BTW gibi olağanüstü başarılı bir albümden sonra hangi albümü yapsanız yanında eksik duracaktır.

image

image

   Gaga’nın vokal şovu sergilediği Dope olmasa onu tanımayan ve şans eseri ARTPOP albümünü dinleyin bir insan kolaylıkla onun bilgisayar oyunlarının arkasına saklanan bir korkak olduğunu düşünebilirdi. (Vokal açısından) Bazı şarkılarda elektronik altyapı ve elektronik vokaller o kadar yoğun ki insan ismi sanat kelimesinden türeyen bir albümde bunların işi ne diye düşünebilirdi.(evet, elektronikliğin sanatla uzaktan yakından alakası olmadığını düşünüyorum.)

   Gaga’nın popart kelimesiyle oynayarak yarattığı albüm ismi şüphesiz çok şey vaat ediyordu ancak albümdeki sayılı şarkı dışında bu ismi taşıyabilecek parça yoktu ve bu ister istemez albümü zayıflatıyordu.

   Ama zihnimizi en çok rahatsız eden şey şarkıların düzenlemelerinin, ruhunu bu kadar geri planda bırakıcı nitelikte oluşuydu. Örneğin Artpop şarkısındaki yaylıları neden daha yüksekte duyamıyoruz? Ya da Aura’daki yırtıcı vokal neden albüm versiyonunda sönükleşiyor? Ve daha bir kaç örnek…

   ARTPOP’ı mükemmel olmaktan alıkoyan bu nedenleri bir kenara bırakırsak albümde ustalık eseri diyebileceğimiz birçok şarkı var. Gaga inandığı şeye sıkı sıkıya tutunmuş (sanatı pop kültürüne dahil etmek) ve bunun için çok çalışmış. Ancak yine de neden fotoğraf çekimlerindeki Gaga yerine döner halkalar ve öylesine çekilmiş gibi görünen mavi toplu fotoğrafların albüm kitapçığını işgal ettiğini anlayamadım. Albüm kapağı estetik açıdan çorba gibi görünse de yenilikçi ve çarpıcıydı. Applause teklisinin görseli kendine hayran bıraktırdı. Ve klibi de öyleydi. Gaga görsellik söz konusu olduğunda eline su döktürtmüyor gerçekten. Derken Artrave turne DVD’sinin kitapçık görselleri internete düştü ve kendimizi şok geçirmekten alıkoyamadık. Ağzımızdan çıkabilen tek cümle “Bu kadın ne yapmaya çalıyor?” olmuştu.

image

image

   Applause’dan sonra aylar süren bekleyiş de hayal kırıklıklarına bir yenisini ekliyordu. İşte bu bekleyişin ardından G.U.Y. geldi. Görsel şölendi adeta klip. Ama o kadar beklemiştik ki ne heves kalmıştı ne heyecan. Neredeyse ARTPOP döneminin bittiğini düşüyorduk üstelik. Elbette sevindirici bir haberdi bu klip ancak buruk bir sevinçti. Çok şey bekliyorduk Gaga’dan ve genel manada aradığımızı bulamamıştık albümden. Belki de çok şey istemiştik ondan, çok yüklenmiştik. Peki kendimizi suçlayabilir miyiz bu konuda? Gaga çok daha iyisini yapabilicekken neden böyle bir albümle önümüzdeydi? Cevabı açık. Gaga bir sanatçı ve kendine yeni yollar çiziyor, bazıları mermer taşlarla bezeli, biri çamurlu bir yol diğeri elmas kaplı bir diğeri tümsek ve çukurlardan oluşuyor… Gaga, bizi sanattaki hayat hikayesini birebir tecrübe ettiriyor ve iniş çıkışlarına şahit olmamızı sağlıyor.

Piyasaya hakim yavan albümlerin dünyasında ARTPOP 8/10 

Gaga’nın mevcut ve olası albümlerinin dünyasında ARTPOP 6/10

image

image

Açılış için cesur bir seçim. Kalıpların dışında.Bol elektronik. 2/5

image

Yine kalıpların dışında.Özgün ve yaratıcı.Artpop’ın ruhunu yansıtıyor. 4/5

image

Gaga dans parçaları yapmayı çok iyi biliyor. 3/5

Zayıf nakaratına rağmen karanlık atmosferi ve vokaliyle çekici. 2/5

image

Bu albümde bu şarkının işi ne? Şüphesiz albümün en kötü parçası. 1/5

image

Akılda kalıcı ve çok hareketli. Vokaller çok catchy. 3/5

image

Gaga’nın eski dönemlere selamı.Akılda kalıcı ve dinleyiciyi yakalıyor.3/5

image

Albümün amacını omuzlarında taşıyor. Bu 15’linin en iyilerinden biri.4/5

image

Boş bir dans parçası.Bu albümde işi yok.1/5

image

Albümü baştan sona dinledikten sonra hatırlamayacaksınız.1/5

image

Gaga modaya olan tutkusunu her fırsatta dile getiriyor şarkılarıyla.2/5

image

Ritmiyle, iniş ve çıkışlarıyla hoş vakit geçirten bir parça.2/5

image

Gaga, ruhundan kocaman bir parça koparmış ve şarkıya koymuş.4/5

image

Gözlerinizi kapayın ve şarkının ruhunuzu ele geçirmesine izin verin.4/5

image

İlginç şarkı sözleri ve atmosferiyle iyi bir kapanış parçası.3/5

2 notes

ROAR

    Öncelikle belirtmek isterim ki Roar beni hayal kırıklığına uğrattı. Katy’nin single’dan önce yayınladığı tanıtım klipleri,  Wide Awake’dekinde de karanlık bir Katy ve şarkı sözlerinin sinyalini verdi bana ve bunu yanlış anlamamın imkanı  yok, mavi peruğu yakmak ne demek? Bundan sonraki adımda Katy’den kendi tarzını daha karanlık bir seviyeye çekerek, Roar’un adından da ipucu alarak, Teenage Dream dönemiyle alakası olmayan yepyeni bir Katy bekledim. Ama Roar’u ilk dinleyişimde büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Katy vokal anlamında da, kendi tarzında da büyük bir değişikliğe gitmemişti ve eski zamanlarının modifiye edilmiş haliyle döndü geri. Şarkı gerçekten “catchy” ve radyo dostu. Ama dediğim gibi, Katy kendini az da olsa tekrar etsin istemiyorum bu yüzden Roar tam bir hayal kırıklığı yaşattı bana…

1 note

STARS DANCE

   Stars Dance çok fazla şeyler beklediğim bir albüm değildi açıkçası. Ama prodüktör ordusuyla bir kaç single olmaya değer şarkıya kesin gözüyle bakıyordum ki bu da oldu. Albüm genel manada bol auto-tune ve elektronik ritimler içeriyor. Selena’nın vokali pek iyi değil ancak albümde sesi çok geri planda. The Scene’le birlikte çalışırken bu kadar değildi ama bu solo albüm piyasa müziğinin dibine vurmuş tabiri caizse. Bazı şarkıların sözleri basit ve şarkıların bir çoğu birbirine benziyor. Sözlere dökülen haliyle “dıptıs dıptıs” melodiler ve auto-tune bir süre sonra çok can sıkıyor. Albümde farklı duruşlarıyla Like A Champion, Come&Get It, Stars Dance, Love Will Remember özellikle dikkat çekiyor. Selena önceki albümlerinde en azından bir müzik tarzına sahipti ve o yolda ilerliyordu ancak bu albümde herhangi bir piyasa şarkıcısından farkı yok. Üzgünüm ama Stars Dance adını taşıyan şarkıya rağmen vasat bir albüm… Genel anlamda : 2/5      

BIRTHDAY : 2/5  Ortalama bir şarkı.                                                        

SLOW DOWN : 3/5 Tam bir dans parçası.                                              

STARS DANCE : 4/5 Şarkının hatırına bkz: auto-tune                              

LIKE A CHAMPION : 3/5 Keşke her şarkı böyle iyi-farklı olabilseymiş.    

COME & GET IT : 3/5 İlk çıktığında beni çok heyecanlandırmıştı!            

FORGET FOREVER : 2/5 Birbirlerine benzemeler başladı.                      

SAVE THE DAY : 1/5 Oldukça sıradan, hatta vasat.                                

B.E.A.T. : 1/5 Save The Day’in tahtını zorlar.                                            

WRITE YOUR NAME : 1/5 Birbirine benzemeye devam.                          

UNDERCOVER : 2/5 Muhteşem! üçlüden sonra iyi geldi.                        

LOVE WILL REMEMBER : 2/5 Az biraz auto-tune’dan kurtulduk…                         image

image

image

image

image